sorumluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sorumluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2014 Salı

Kurum İmajı Yaratmada Sosyal Sorumluluk Anlayışının Önemi

Abstract
Today, social responsibility understanding is a main asset of companies. More and more, consumers are choosing products they believe to be environmentally safe. They are turning to and supporting companies perceived to be socially responsible. Buying decisions are based on factors like a product’s disposal safety and whether or not a product was manufactured without causing pollution. Social responsibility is a fact that has to be accepted by business people who want to stay in business. Companies who have social responsibility understanding will have great reputation in business environment. By having social responsibility understanding, companies can create strong corporate images. By this way, they can differentiate themselves from competitors. It is a must if you want to survive in this global world.
Küreselleşmeyle birlikte bilgi bombardımanına uğrayan ve seçim yapmakta zorlanan tüketiciler, sayısız ve birbirinden pek farkı olmayan seçenekler arasında karar vermede daha çok duygularına ve deneyimlerine göre davranmaya başlamışlardır. Bu da kurum imajı oluşturmada, hedef kitlelerin duygusal ihtiyaçlarına Önem verilmesi gerektiğini gündeme getirmiştir. Böylece ‘soyut imaj’ adı verilen, hedef kitlelerin duyguları ve tecrübeleriyle oluşan bir imaj türü ortaya çıkmaktadır. Günümüzde güçlü bir kurum imajı; iç imaj, dış imaj ve soyut imaj kavramlarının toplamında bugünkü anlamına kavuşmaktadır.

Güçlü Bir Kurum İmajı Yaratmanın Yolları ve Soyut İmaj Kavramı
‘Creating A Million Dollar Image For Your Business’ adlı kitabın yazarı Bobbie Gee; müşterilerle ve çalışanlarla iletişimde etkili olmak, müşterilerin ve çalışanların işletmeye güven oluşturmasını sağlamak, müşterilerle ve diğer hedef kitlelerle duygusal bir bağ kurmak amacıyla güçlü bir kurum imajı yaratmak için 4 unsurun gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bunlar;
1.      Alt yapı kurmak
2.       Dış imaj oluşturmak
3.       İç imaj oluşturmak
4.        Soyut imaj oluşturmak olarak belirtilmektedir.
Günümüzde güçlü ve etkili bir kurum imajı yaratmak için, işletmelerde bir alt yapı kurduktan, görselliğe dayanan dış imajı oluşturduktan ve çalışanlara yönelik iç imaj çalışmaları yaptıktan sonra yapılması gereken en önemli ve en son aşama, müşterilerle duygusal bağlantı kurmayı sağlayan “soyut imaj” oluşturmaktır. Geleneksel imaj programları, tamamen işletmenin dış imajına ve imajın görsel yönüne odaklanmaktadır. Ancak günümüzde araştırmalar, müşterilerin işletme hakkındaki duygularım içeren soyut imajın; işletmeni« uzun dönemli üne kavuşmasında, görsel ve somut elemanların yaptığından daha önemli etkileri olduğunu göstermektedir.
Karar vermede 85/15 adı verilen formüle göre; günümüzde genellikle kararlar %85 oranında duygularla, %15 oranında ise mantıkla alınmaktadır. Kararlar alınırken gerçekler de kullanılmaktadır ancak genellikle kararlar, duygusal nedenlerden yana alınmaktadır. Günümüzde başarılı satış elemanları ve iş adamları bu prensibi çok iyi anlamakta ve uygulamaktadırlar. Eğer insan egosunun duygusal karar verme üzerinde bir etkisi olmadığı düşünülüyorsa, her sene binlerce dolar değerindeki imaj ürünleri satılamazdı. Bu mantıkla, araba üreticileri de bu prensibe büyük önem vermektedirler. Örneğin, Amerikan halkı araba alırken
Öncelikle stiline, dizaynına ve rengine bakmaktadır. Çünkü bu özellikler, fonksiyonel ve mekanik nedenlerin yanısıra, doğrudan duygulara hitap etmektedir.
Soyut veya manevi imaj, duygularla ilişkisi olan her şeydir. Soyut imaj, müşterilerin ve halkın duygusal boyutu ve egosuyla ilişki kurmadaki başarısıyla ilgilidir.
Bu konuda Robert Ranson; “Eğer insanların duygularını ele geçirirseniz, akıllan ve cüzdanları duygularını takip edecektir” diyerek, günümüzde iş hayatında başarıda hedef kitlenin duygularının önemine değinmektedir.
Soyut imaj; müşteri tatmini ve sadakati yoluyla ve kurumun sosyal sorumluluk sahibi bir kurum olduğunun hedef kitleler tarafından algılanmasıyla oluşturulmaktadır.
Soyut İmaj Yaratmada Sosyal Sorumluluk Anlayışının Önemi
Soyut imaj oluşturmada; sosyal sorumluluk sahibi bir işletme olmanın önemi büyüktür. Küreselleşmenin sonucu olarak işletmelerde yaşanan değişimler, işletmeleri sadece üretim yapan ve bunun sonucunda kar elde eden kuruluşlar olmaktan çıkarmaktadır. Küreselleşmeyle birlikte yaşanan değişimler, günümüzde işletmelerin ekonomik olduğu kadar, aynı zamanda sosyal bir misyonu bulunduğu gerçeğini ortaya çıkmaktadır. Rekabet avantajı yakalamak için farklılık yaratmanın zorunlu olduğu bir çağda, işletmelerin sosyal sorumluluk bilincine sahip olmaları, çok önemli bir farklılaşma kriteri olmaktadır.
Russ Ackoff; “Kar, oksijen gibidir. Eğer yeterli değilse fazla yaşamazsınız, ama yaşamanın sadece nefes alıp vermek olduğunu düşünüyorsanız, birşeyleri kaçırıyorsunuz”  diyerek işletmelerin sadece mal üretip, sonuçta kar elde eden kuruluşlar olmaktan çıktıklarını, toplumsal sorumlulukları olan kuruluşlar haline geldiklerini ifade etmektedir. Kâr bir işletme için önemlidir. Ancak kuruluşun amacı hakkında bir fikir verememektedir. Ford ve AT&T gibi şirketlerin kurucuları, bir iş iyi yapıldığında, paranın kendiliğinden geleceğine inanmaktadırlar. Başarılı bir iş yaşamının özünde, toplumsal bir misyon vardır. Önemli olan, birilerinin hayatında fark yaratabilecek bir şeyler yapmaktır. Uzun vadede zenginliğini sürdürmek isteyen kuruluşların, toplumsal sorumluluk anlayışına sahip olmaları ve içinde yaşadıkları toplum için bir şeyler yapmaları gerekmektedir.
Sosyal sorumluluk; bir işletmenin ekonomik ve yasal koşullara, iş ahlakına, işletme içi ve çevresindeki kişi ve kurumların beklentilerine uygun bir çalışma stratejisi ve politikası uyguîamasıdır.
Bir başka tanıma göre kurumsal sosyal sorumluluk; hem bir bütün olarak toplumun refahını, hem de organizasyonun menfaatini arttırıcı ve koruyucu faaliyette bulunmayı gerektiren yönetimsel bir görevdir. 50 yıl Önce Robert Wood Johnson tarafından Credo olarak adlandırılan ve Johnson&Johnson Şirketi’nin çalışanlarına, hissedarlarına ve toplumun bireylerine sunulan bir bildiri; işletmelerde sosyal sorumluluk anlayışının başlangıcı sayılabilmektedir.
Günümüzde işletmelerin, sosyal sorumluluk bilincine sahip işletmeler olmak zorunda olduklarına inanan Anthony Bums bu konuda şöyle demektedir: “Sosyal sorumluluk yoluyla iş yapmak, sadece yapılacak doğru şey değildir. Aynı zamanda iyi bir iştir. Böylece insanlar için çalışması iyi bir yer olan işletme, kaliteli çalışanları da etkileyecektir. Etik kurallara uygun iş yapan kurumlar, daha fazla müşteriyi etkileyecektir.” Diğer yandan kalite, hizmet ve fiyat hızlı değişen rekabet ortamında kurumlan farklılaştırmada daha az öneme sahip olurken, sosyal sorumluluk faktörü daha fazla öneme sahip olmaktadır.
Küreselleşmeyle birlikte sosyal bilincin arttığı günümüzde; güçlü, uzun vadeli ve etkili bir kurum imajı yaratmak için, sosyal sorumluluk anlayışına sahip bir kurum olmak gerekmektedir. Sosyal sorumluluk anlayışına sahip kurumlar, hem çalışanları, hem de müşterileri tarafından saygıyla söz edilen, güven duyulan kurumlar olarak algılanacaktır. Bu algılamalar sonucunda, kurumlar hakkında güçlü bir imaj elde edilecektir. Bu amaçla işletmeler, eğer çevreye karşı sorumlu organizasyonlar olarak ün kazanarak güçlü bir kurum imajı oluşturmak istiyorlarsa, üç çeşit çözüm uygulamalıdırlar. Buna göre;
Birinci olarak; üst yönetim, çevreye karşı hassas olacaklarına ve çevre için birtakım girişimlerde bulunacaklarına dair doğru taahhütlerde bulunmalıdır.
İkinci olarak; çevrecilik bütün işletme tarafından bir iş yapma yolu olarak benimsenmelidir. Bir ürünün yaşam döngüsü boyunca sağlık, güvenlik ve çevreye yaptığı etkileri göz önünde bulundurmak gereklidir.
Son olarak işletme, çevreyi geliştirecek ve korumaya yardım edecek yeni ürünler ve yeni yöntemler geliştirmelidir.
1994’te Amerika’da kurum imajı hakkında tüketici tutumlarını konu alan bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırma, kurum imajı yaratmada işletmelerin sosyal sorumluluk sahibi olmalarının önemini açıkça göz Önüne sermektedir. Bu araştırmaya göre; tüketicilerin %70’i indirim oranı ne olursa olsun, sosyal sorumluluk sahibi bir kurum olarak algılanmayan bir kurumla iş yapamayacaklarını söylemişlerdir. Amerikan tüketicileri hala fiyat, kalite ve hizmet unsurlarıyla son derecede ilgilidirler. Fakat aynı zamanda bir kuruluşun nasıl iş yaptığıyla, çalışanlarına nasıl davrandığıyla, çevreye karşı sorumlu olup olmadığıyla da ilgilenmektedirler. Kurumun imajı günümüzde hedef kitleleri, daha önce olduğundan daha fazla ilgilendirmektedir. Çünkü potansiyel tüketiciler, satın alma kararlarını, kurumların artan ününe ve sosyal bilincine göre vermektedirler. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre; tüketicilerin bir kurumla iş yapmaktan iki nedenle vazgeçmektedirler. Bunlar, kötü hizmet ve etiğe uygun olmayan davranışlardır. Diğer yandan çoğu bireyler çalışmak için kurum seçimi yaparken, bireylerin kararlarını etkilemede, sosyal sorumluluk faktörleri önemli olmaya başlamıştır. Kurumun sosyal sorumluluğu, bu yüzden kaliteli çalışanları etkilemede ve işe almada büyük rol oynamaktadır.
Sosyal sorumluluk anlayışının önem kazanmasıyla birlikte tüketiciler, artık çevre açısından güvenli ürünleri tercih etmektedirler. Tüketiciler çevreye karşı sorumlu olan kurumlan desteklemektedirler. Satın alma kararları, ürünün çevre kirliliğe yol açıp açmadığı gibi faktörlere bağlı kalmaktadır. Araştırmalar göstermektedir ki; tüketicilerin yaklaşık olarak %50’si çevre için zararlı olduğunu düşündüğü ürünleri boykot etmektedir. Ayrıca Amerikalıların %80’i çevreyi korumanın, fiyatları indirmekten daha önemli olduğunu ifade etmektedir. Günümüzde çevreye olan ilgi, kültürün kaçınılamaz bir parçası haline gelmektedir. Bu, iş hayatında başarılı olmak isteyen işletmelerin kabul etmesi gereken bir gerçektir. Diğer yandan Almanya’da otomobil üreticileri; yeni araba yapımında %25 oranında geri dönüşümlü materyal kullanılmasını istemektedirler.
Diğer yandan İngiltere’de Research International’m 1997 yılında, Community in the Business için yaptığı bir çalışmada ortaya şu sonuçlar çıkmıştır:
Tüketicilerin %86’sı, dünyayı daha iyi yaşanacak bir yer haline getirme yönünde uğraş verdiklerine inandıkları şirketler hakkında daha olumlu bir imaja sahip.
Tüketicilerin %61’i diğeri iyi bir sosyal amaçla ilişkiliyse perakendeciyi değiştirebilir.
Tüketicilerin %64’ü sosyal sorumluluk kampanyalarının, kurumsal faaliyetin standart bir parçası olması gerektiğini düşünüyor.
Tüketicilerin %64’ü bir sosyal amaçla ilişkili bir ürün için biraz daha fazla Ödemeye razı- ortalama %5 daha fazla
Nüfusun %20’si doğru sosyal amaç için %10 daha fazla ödemeye razı.
Tüketicilerin %37’si üretici şirketi sevmediği için ürünü almayı her zaman reddediyor.
General Motors’ım başkanı Roger B. Smith, sosyal sorumluluk hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getirmektedir: “Günümüzde yaşanılan çevrenin geleceğine olan ilgi, halkın gündeminde en önemli konu haline gelmiştir. General Motors gibi şirketler, ürünlerinin ve yöntemlerinin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için herşeyi yapmaya hazır olmalıdır. Müşterilerin, çalışanların ve geniş çapta toplumun yaşam kalitesini arttırmak için özel bir sorumluluğa sahip olduğumuza inanıyoruz. Bu sorumluluk kaliteli ürünler üretmenin ötesindedir. Bu, işimizi en iyi etik standartlara göre yönetmeyi, çalışanlara adil ve dostça davranmayı ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya yardım etmeyi de içine almaktadır.”
Çevreye karşı sosyal sorumluluğunu, kurum imajıyla birleştirmiş şirketlere en iyi örnek Body Shop’tur. Anita Roddick, ilk defa Büyük Britanya’da kurulan ve sonra dünyaya yayılan kozmetik dükkanları zinciri olan “The Body Shop”un kumcusudur. Şirketi pazarlama ve reklamdan kaçınmasına rağmen, Roddick çok başarılı olmuştur ve Büyük Britanya’nın en zengin dördüncü kadım olmuştur. Roddick’e göre; onun işi iki şeyle ilgilidir. Bunlar; sosyal değişim ve sosyal doğruluktur. Roddick, kazanç sağlamak için bu iki konuyu öne çıkarmıştır. Balinaları korumak, kozmetik ürünlerin hayvanlarda test edilmesine son vermek ve evsizlere yardım etmek için projeler geliştirmiştir. Aynı zamanda çalışanlarına bazı konular hakkındaki tutumunu iletmekte ve onlardan haftanın iki saatini, toplum için gönüllü işler yaparak geçirmelerini istemektedir. Böylece çalışanlar The Body Shop’un, hedef kitleler üzerinde olumlu bir sosyal etki yapması ve olumlu bir imaj kazanabilmesi için yardım etmektedirler. Body Shop’tan alışveriş yapan tüketiciler, bu alışverişten iki fayda sağlamaktadırlar;
      Ürünlerin, hayvanlar üzerinde denenmemesinin ve ürünlerin en doğal malzemelerden üretilmesinin rahatlığı,
     Çevresel amaçlara bireysel katkıda bulunmanın verdiği kişisel tatmin ve sosyal faydalar.
1993 yılının Mayıs ayında dünyanın en büyük giyim şirketlerinden biri olan Levi Strauss Company, Çin’den yaptığı bütün satın almaları durdurduğunu açıklamıştır. Bunun nedeni olarak da; Çin’de insan haklarının çiğnenmesini ana sebep olarak göstermiştir. O tarihte Levi Strauss’un, Çin’de otuz adet anlaşmalı bağlantısı bulunmaktadır. Bu davranışıyla sosyal sorumluluk duygusuna sahip bir işletme olduğunu gösteren Levis’ın geri çekilişi, Çinlilerin hemen hemen köle sayılacak iş gücü kullanma politikalarını yeniden gözden geçirmelerine neden olmuştur. Burada Levi Strauss, sosyal sorumluluk sahibi bir kuruluş olduğunu göstermiştir. Diğer yandan tüketiciler, sosyal sorumluluk anlayışını yerine getiren bu işletmeye karşı iyi duygular beslemeye başlayacaklardır. Bu da sonuçta işletmeye güçlü bir imaj olarak geri dönecektir.
Görüldüğü gibi sosyal sorumluluk, işletmelerin yaşadıkları toplumlara ilgi gösterdiklerini vurgulaması için bir zorunluluk haline gelmiştir.
Ayrıca Cadbury Schweppes Yönetim Kurulu Başkam Sir Dominic Cadbury’nin 1996 yılında, Business in Community tarafından gerçekleştirilen sosyal sorumluluk Kampanyası’nın Başkanlığı’nı yürütürken söylediği gibi:
‘Sosyal sorumluluk kampanyası kurum imajını geliştirmede, ürün farklılaştırmasında ve hem satışları, hem de bağlılığı arttırmada etkin bir yoldur.
Sonuç
Sonuç olarak, sosyal sorumluluk yoluyla oluşturulan güçlü bir imaj, organizasyonların 21. Yüzyıla lider durumunda girebilmeleri için zorunluluk haline gelmektedir. Artan rekabet ortamında kalite, fiyat ve hizmet kalitesi kurumlan birbirinden farklılaştırıcı faktörler olmaktan çıkmaktadır. Böyle bir ortamda kurum imajı büyük önem kazanmaktadır, işte etkili, güçlü ve uzun vadeli bir kurum imajı oluşturmak için, işletmelerin sosyal sorumluluk anlayışına sahip bir işletme olduklarını her faaliyetlerinde göstermeleri gerekmektedir Görüldüğü gibi günümüzde iyi bir kurum imajına sahip olmak, sosyal sorumluluk bilincine sahip bir kurum olmaya bağlı olmaktadır.
Kaynakça
-  CERTO Samuel C.; Modern Management, Seventh Edition, U.S.A: Prentice Hall, 1997.
-    COSTLEY Dan L. - MELGOZA Carmen Santana - TODD Ralph; Human Relations in Organizations, Fifth Edition, U.S.A: Prentice Hall Inc., 1994.
-    CUTLIP Scott M. - CENTER Allen H. - BROOM Glen M.; Effective Public Relations, Seventh Edition, U.S.A: Prentice Hall Inc, 1994.
-   EREN Erol; İşletmelerde Stratejik Planlama ve Yönetim, İstanbul: İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yayınları, 1987.
-   GEE Bobbie; Creating A Million Dollar Image For Your Business, U.S.A: PageMill Press, 1995.
-    GÜZELCİK Ebru; Küreselleşme ve İşletmelerde Değişen Kurum İmajı, İstanbul: Sistem Yayıncılık, 1999.
-    HINER Glen; “Environmental Reputation: Influencing Consumer Behavior”, Corporate Image: Communicating Visions and Values (Konferans Tutanakları), U.S.A: The Conference Board Inc., 1993.
-   HOWARD Steven; Corporate Image Management, Singapore: Butterworth-Heinemann, 1998.
-    PRINGLE Hamish - THOMPSON Marjorie; Marka Ruhu, Çev: Zeynep Yelçe- Canan Feyyat, İstanbul: Seal a Yayıncılık, 2000.
-   RANSON Robert; Advertising is a Waste of Money, U.S.A: HRD Press, 1994,
-     SENGE Peter; “Daha İyi Bir Dünya Yaratmak”, Executive Excellence Dergisi, Sayı: 12, Mart 1998.
-   YOUNG Davis; Building Your Company’s Good Name, U.S.A: American Management Association, 1996.







Ebru Güzelcik URAL

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Kurumsal İletişimin Önlenemeyen Yükselişi

İddialı bir başlık olduğunun farkındayım ancak gazetecilikten kalan, yazıyı okutmak için dikkat çekici başlık atma iç güdüsüyle yapılmış bir hareket olarak algılanabilir. Yine de bu yöndeki inancımı anlatmak için yeterli. Bilindiği gibi Kurumsal iletişim aslında halkla ilişkiler disiplininden türemiş bir iş kolu. Dahası, çok genç bir iş kolu. Uluslararası alanda kurumsal iletişim konulu ilk makalelerin 80’li yılların sonlarına doğru yazıldığına dair bilgiler var. Ancak bir Google taraması yaptığınızda kurumsal iletişim (corporate communications) hakkında yazılan makalelerin büyük bir bölümünün 2000’li yıllarda yazıldığını görürüz. Bu durum, aslında kurumsal iletişim mesleğinin gelişim gösterdiği dönemi işaret ediyor. Türkiye’de de durum farklı değil. Daha önceleri basın müşavirliği sonra basın danışmanlığı olarak adlandırılan birimler 24 Ocak kararları ile serbest piyasa ekonomisine geçiş, Türk şirketlerinin dünya ile tanışmaları, ortaklıklar kurmaları ve yabancı şirketlerin Türkiye’de yatırım yapmalarıyla iletişim fonksiyonu evrilerek halkla ilişkiler formuna dönüştü. Türkiye’de de kurumsal iletişim fonksiyonunun profesyonel bir uzmanlığa dönüşmesi ve öneminin artmasının bir göstergesi de meslek profesyonelleri arasında ortaya çıkan örgütlenme ihtiyacından doğan Kurumsal İletişimciler Derneği’dir. Bu mesleğin birtakım standartlara kavuşması ve mesleğin gelişimine katkı sağlanması amacıyla 2009’da Kurumsal İletişimciler Derneği faaliyete geçti.

Son 10 yıllık periyodda ise yukarıda da altını çizdiğim gibi kurum içindeki iletişim ihtiyacı arttığı ve bünyesine başka süreçleri de kattığı için bir kurumun bütün iletişim süreçlerini kapsayan kurumsal iletişim kavramı altında toplandı. Geleneksel halkla ilişkiler çalışma konularına (medya ilişkileri, lider iletişimi, konu yönetimi, kriz yönetimi vb) ayrıca dış kaynak kullanımı çok tercih edilmeyen governance, devletle ilişkiler, medya planlama-satın alma, iç iletişim, sosyal medya yönetimi, varsa alt markalarla ana marka arasında sinerji yaratma ve tüm markalara hizmet edecek şekilde süreçleri koordine etme gibi işlevler eklenince karşımıza bugünkü yapı çıktı.


Pazarlama İletişimi
Aslında yukarıda bahsettiğimiz dönem, bir iletişim fonksiyonunun geliştiği dönem oldu: Pazarlama iletişimi. Bu dönemde özellikle pazarlama iletişiminin iş sonuçları somut olarak ölçülebildiği için kurumsal iletişimin kazandığı fonksiyon önemsiz(!) gibi görünmeye başladı. Çünkü kurumsal iletişim kurumun algı ve itibarını yönetiyordu. Ölçümlenme araçları fazla değildi (dönemsel itibar araştırmaları). Dahası bir kurumun itibar bileşenleri, sadece iletişimin konusu olan unsurlar değildi (Finansal sağlamlık, yatırımcı güveni, o denemde genel ekonomideki durumun tüketici güvenine yansıması gibi).

Ancak 2008’de ortaya çıkan ve hala etkilerini yaşadığımız ekonomik kriz bir kez daha kurumsal iletişim kavramının önemini gözler önüne serdi. 2008 ekonomik krizinin çıkış nedeni olarak, kurumların (hatta devletlerin) doğru olmayan bilanço açıklamaları yani yetkili otoriteleri ve kamuoyuna doğru bilgileri vermemeleri gösterildi. Dahası denetim mekanizmaları da (devletler, rating şirketleri) görevlerini yapmadıkları gerekçesiyle suçlandı, yapanlar bile töhmet altında kaldı. Dünyada büyük bir güven erozyonu yaşandı.

Siyaset, ekonomi ve sosyal bilimcilerin bir çoğu, yaşanan ekonomik kriz sonrasında dünyanın artık eski dünya olmayacağı konusunda neredeyse tamamen aynı görüşü paylaşıyorlardı. Beklentiler söyle sıralanıyordu:
Siyasi acıdan;
-ülke ekonomilerinde hükumetlerin rolü artacaktı,
-ekonomik alanda daha fazla regulasyon kendini hissettirecekti,
-diğer yandan daha çok düzenleme beklentisi, düzenleyici kurumların rol tariflerini ve etkinliklerini de yeniden ele alma ihtiyacını ortaya koydu (G-8,G20, IMF, Merkez Bankaları).

Sosyal Sorumluluk Projelerinden Sosyal Medyaya
Sosyal acıdan konuya yaklaştığımızda ise kriz sonrası çalışma hayatı ve iş gücü pazarının negatif etkilenmemesi mümkün değildi. Çünkü ülkelerin büyümeleri yavaşlayacak -hatta belki gerileyecek- istihdam da bundan olumsuz etkilenecekti. Nitekim bugün geldiğimiz noktada krizin bütün bu olumsuz etkilerini görüyoruz.

Bu dönemi takiben tüm dünyada kurumlar dünya kamuoyunun, kitlelerin güvenini yeniden kazanmanın yollarını aramaya başladı. İşte bu noktada, kurumsal iletişim fonksiyonu bir kez daha taşıdığı rolün önemini gösterdi. Kurumlar hatta devletler bu güven tazeleme süreçlerinde kitlelerin ihtiyaçlarını gözönüne alan sosyal sorumluluk projeleri hayata geçirmeye başladılar. O dönemden sonra dünyada  ve Türkiye’de de sosyal sorumluluk projelerinde ciddi bir artış görülmektedir. Bununla birlikte bu amaçlara hizmet etmek üzere birçok dernek ve vakıf kurulmuş, varolanlar da proje hacmini artırmışlardır.

Diğer taraftan, online dünyanın etkinliğinin artması da kurumsal iletişime yeni yetkinlik alanları ekledi. Geleneksel medya kanalları dışında, artık sokaktaki insan tarafından şekillendirilen bir online dünya var. Dolayısıyla, bu alanda da markanın/kurumun kendini nasıl konumlayacağı ve nasıl davranacağı itibar üzerinde önemli bir değişken olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle de kurumsal markalar kendilerini daha fazla ortaya koyma yoluna gidiyorlar. Örneğin dünyanın en büyük FMCG şirketleri olan Unilever ve P&G bile televizyonlardaki ürün reklamlarının yanına kurumsal markalarını koymaya başladı. Bu çok önemli stratejik bir değişim kararıdır. Yani bir pazarlama iletişimi uygulamasında kurumsal markadan (ki yönetimi kurumsal iletişimin sorumluluğundadır) destek alma noktasına gelindi.
Bir önceki paragraftan devam edelim. Aslında sosyal medya olarak adlandırdığımız bu yeni gelişme doğrudan krizle bağlantılı değil, daha çok sosyolojik acıdan bakıldığında bireyselliğin zirveye çıkışı olarak yorumlanabilir. Günümüzde yaşanan sosyal medya gerçeği şu anda hiç bir medya organının sahip olmadığı bir erişim gücüne işaret ediyor. Kurumlar dolayısıyla kurumsal iletişim acısından bu durum hem fırsat hem de bir risk. Bu nedenle de kurumsal iletişim departmanları bünyesinde sosyal medya yönetim bölümleri meydana getiriliyor, buralarda uzmanlar istihdam ediliyor. Diğer yandan Türkiye’de kanun koyucu özellikle ticaret kanunu çerçevesinde kurumların resmi web sitelerinde yer alması gereken bilgileri belirliyor ve buralarda yayımlanmasını zorunlu kılıyor. Sadece bu neden bile özellikle yatırımcı ilişkilerinin yönetilmesi ve kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesi açısından kurumsal iletişim profesyonellerine ciddi bir sorumluluk yüklüyor.
İyi yönetişim ve şeffaflık
İşte bu noktadan hareketle kurumsal iletişim kavramının kendisini gösterdiği bir başka alanla daha karşılaşıyoruz: Governance ve transparency (iyi yönetişim ve şeffaflık). Kurumsal iletişim fonksiyonu tarafından oluşturulan bilgilendirme politikaları ile hedef kitleler (devlet, müşteriler, ortaklar, yatırımcılar, kamuoyu) kurum hakkındaki bilgileri açıklıkla edindiklerinde olumsuz bir içerik olsa bile (örneğin zarar açıklaması) gösterilen samimiyet algıyı pozitifte tutuyor.
Kurumsal iletişim çalışma alanının son 10 yılda alabildiğine genişlediğini söylerken aslında en önemli işlevlerinden birinin de kurum içi iletişimi yönetmek olduğunun altını çizmek gerekiyor. Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim Üyesi Yardımcı Dç. Dr. İdil Karademirlidağ Suher, 2011’de Pİ dergisinde yer alan makalesinde “Kurumsal iletişime reddeden başlamalı? Cevap kısa; bir kurumun iletişimi önce o kurumun içinden başlar” diyor ve devam ediyor:
Bilgilendirme: Kurum hedef ve stratejileri, güncel çalışma sonuçları,ürünler vb. gelişmeler hakkında çalışanlarını bilgilendirmelidir. Hedef, çalışanın kendi iş çevresini tanıyarak, dışarıdan gelebilecek soruları yanıtlayabilmesi ve verimli olarak çalışabilmesi için gerekli bütün bilgilere sahip olmasıdır.
Motivasyon: Çalışanlar, kurumun değer yargıları iletilerek, kurumun insancıl tarafı gösterilerek ve kurumla duygusal bağlantılar oluşturularak motive edilmeledir. Hedef, çalışanların kişisel aktivitesini, yaratıcılığını ve memnuniyetini geliştirmektir.
Yönetmeli: Çalışanların kendilerine bir yön bulmalarını ve kurumla bütünleşmelerini sağlamalı, sadakat yaratılmalıdır, iletişim inandırıcı ve kişisel olmalıdır. (Okay&Okay 2005)”
Suher bu söylediklerini de şöyle bir örnekle somutlaştırıyor:
“Chicago’da Pantry adlı bir lokanta, ki bu lokanta 24 saat açık olması ve 1924 yılından beri kapısının hiç kapanmamasıyla ünlü... Buradaki tüm çalışanlar, ölene kadar bu işletmeden ayrılmadan çalışıyor. Bu lokantaya gittiğimde duvarlarında 49 yıldan fazladır bu işyerinde çalışan garsonun, 95inci yaşını aynı işyerinde kutlarken çekilmiş fotoğrafının yanına yazılmış şu açıklama dikkatimi çekti; ‘Yürüyerek işe gelecek kadar yakın bir evde yaşamış. Chicago’dan hiç ayrılmamış ve çalışamayacak duruma geldiğinde dahi her sabah bu iş yerine gelmeye devam etmiş ve tabii ki bir patron gibi karşılanmış.’O an kurumsal iletişimin gücüne özellikle çalışan iletişiminin önemine bir kez daha inandım.”
Aslında kurumsal iletişimin fonksiyonunu, iç iletişim anlamında kuvvetli tutan şey sadece çalışan memnuniyeti ve sadakati yaratmakla sınırlı değil. Yazı boyunca konuştuğumuz ve aslında bu yazının konusu olmayan bir sürü yeni gelişme, yani değişim söz konusu. Bu değişim konularının kurum içi ve çevresi tarafından da (çalışanlar, müşteriler, hissedarlar, iş ortakları vs) anlaşılması, benimsenmesi ve içselleştirilerek kurum kültürü içindeki yerini alması iyi bir değişim yönetimine (change management) olan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Bu yönden bakıldığında kurumsal iletişimin sorumluluğu, ilgili birimlerle birlikte üstlendiği görülür. Değişim konusuna göre partner birimler değişmekle birlikte (IT, Strateji, İK, Finansman vs) kurumsal iletişim fonksiyonu yerini sürekli korumaktadır.
Sonuç olarak, yazının başında da belirttiğim gibi serbest piyasa ortamında rekabetin artması, her kurumun verecek bir mesajı olması, topluma, devlete ve ve diğer paydaşlarına kendini iyi anlatabilmesi, çalışanlarını motive edebilmesi, aidiyet yaratması ve ayrıca zamanın akışına uygun olarak yaşanan değişimi yönetebilmesi ve hazmedebilmesi kurumsal iletişim (ya da ileride adına her ne denecek ise…) fonksiyonunu her geçen gün önemli hale getirecektir. Tüm bu nedenlerden dolayı yazının başlığına olan inancımı tekrar etmek istiyorum. Üstelik bu sadece duygusal bir yaklaşım değil. Bunun ötesinde yukarıda anlatmaya çalıştığım olgular da bu trendi doğruluyor.


Suat Özyaprak
WWW.kid-tr.com

4 Haziran 2014 Çarşamba

Türkiye’nin Markalaşmış Sosyal Sorumluluk Projeleri

Türkiye’de pek çok şirketin tam anlamıyla kavrayamadığı bir bileşen olan “Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS)”, temelde markanın bir birey olarak yaşadığı toplumda öncelik olarak hassasiyetlere dikkat çekmek ve çözüm bekleyen problemler ile ilgili farkındalık yaratmak, çözümler bulmak adına gerçekleştirilen projeler ve geliştirilen stratejilerdir. Şirketlerin ürün ve hizmetleri dışında, tüketici ile samimi bağlar kurulması adına önemli bir fırsat olan KSS proje ve stratejileri, sürdürülebilirlik konusunda da markaya önemli katkılar yapmaktadır. Özellikle marka güveni ve imajının inşasında, KSS stratejileri büyük ölçüde artı değerler katabilir.
Tabii ki, KSS iki yüzü keskin bir bıçak gibidir. Bu yüzden KSS projeleri markaya bazen olumsuz katkılar da yapabiliyor. Olumsuz geri dönüşlere sebebiyet vermemenin en önemli yolu, samimiyet.  Şirket/marka çıkarını projenin sorunların çözümleri konusundaki çıktılarını daha çok önemseyen markalar, bu konuda baltayı taşa vuruyorlar. Bu yüzden samimiyet noktasında pek çok marka, ciddi problemler yaşayıp olumlu katkı bekledikleri KSS projelerinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Fakat bu tarz olumsuz örneklerin yanında, ülkemizde son 10 yılda çok önemli KSS projeleri ve kampanyaları gerçekleştirildi ve gerçekleştirilmeye devam ediyor.
Bugün Türkiye’nin önemli problemlerinin çözümü için kolları sıvayan pek çok marka ve şirket, gerçekleştirdikleri etkili projeler ile hem markalarına olumlu katkılar sağlıyor, hem de ülke problemlerinin çözümünde önemli yollar kat ediyorlar. Hatta öyle projeler var ki, artık kendileri marka olmuş ve milyonlarca liralık bağımsız bütçelere sahipler. Biz de bu yazımızda, artık herkesin gözü kapalı bildiği ve markanın önüne geçerek kendi markasını oluşturan bir kaç önemli KSS projesini gözden geçireceğiz.
 Baba Beni Okula Gönder
2004 yılında Doğan Gazetecilik’in başlattığı özellikle Milliyet gazetesi markasının öne çıkarıldığı  Baba Beni Okula Gönder projesi, Doğan Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner tarafından ortaya çıkarılmış önemli bir proje. Projenin amacı; Türkiye’de ekonomik yetersizlik ve aile baskısı gibi nedenlerle okulla bağlantısını koparmak zorunda kalmış kızlarımızın yeniden okula kazandırılmasıdır. Özellikle ülkemizin doğu illerinde önemli bir problem olarak ortaya çıkan kız çocuklarının okullara gönderilmemesi durumunun aşılması için büyük farkındalıklar yaratan bu proje, ülkemizdeki KSS projeleri içerisinde en anlamlılarından biridir. Nitekimhükümet, iş adamları ve 300 binden fazla destekçisi tarafından verilen katkılar ile 8 yılın sonunda sorunların çözümünde önemli ölçüde yol alınmıştır. Milliyet ve Doğan Gazetecilik’in marka değerine de önemli katkılar yapan bu proje, 7′den 70′e herkes tarafından bilinen ve takdir edilen başarılı bir proje olarak günümüzün canlı KSS örneklerinden biridir.
Kardelenler
Türkiye’nin en eski KSS projelerinden biri olan “Kardelenler”, Turkcell’in gerçekleştirdiği en büyük etkiye sahip KSS kampanyası durumunda. 2000 yılında ilk adımları atılan projede amaç kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlamak idi. Özellikle 2007 yılında Süreyya Ciliv’in CEO olması ile hız kazanan projede, bugüne dek 100.000 burs verilmiş ve 28.000 kız çocuğuna ulaşılmış. Her yıl 10 bin kız çocuğuna burs verilen proje, meyvelerini de toplamaya başladı. Proje ile eğitim öğretim hayatını başarı ile bitiren 15.000 kız çocuğu mezun oldu. Turkcell’in Kardelenler dışında da, özellikle eğitim alanında gerçekleştirdiği pek çok proje mevcut, fakat “Kardelenler” 13 yıl sonunda Turkcell markasından bağımsız bir hal aldı, hatta National Geographic belgesellerine konu olan proje Türkiye’ye önemli artılar sağlayan bir KSS kampanyası olarak girişimlerine devam ediyor.
Temiz Tuvalet
2000 yılında tohumları Opet Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk tarafından atılan, “Temiz Tuvalet” projesinin amacı, toplumda tuvalet temizliği konusunda farkındalık yaratarak, bu konu üzerinde hassasiyet uyandırmaktı. İşe ilk önce kendi istasyonları ve personelleriyle başlayan Opet, daha sonra köy ve kasabalarda halka, okullarda öğrenci ve öğretmenlere verilen eğitimler ve seminerler ile projeyi geniş kitlelere ulaştırmayı bildi. Toplamda 5.250 saat eğitim verilen proje, 72 ilde 7 milyonu aşkın kişiye tuvalet temizliği konusunda bilgilendirme yapmayı başardı. MEB, TCDD, İBB  başta olmak üzere pek çok kamu ve sivil toplum kuruluşu ile de ortaklaşa yürütülen eğitimlerde projenin hızla yayılmasını ve etkisinin artmasını sağladı. Ek olarak dağıtılan bilgilendirici broşürler ve el kitapçıkları ile de eğitimlere katılamayan halka ulaşıldı. Önemli ölçüde başarı sağlanan proje, aldığı pek çok KSS ödülü ile de başarısını taçlandırarak, KSS projeleri arasında kendisine önemli bir yer edindi.
Eti Çocuk Tiyatrosu
12 yıl önce Eti tarafından başlatılan “Çocuk Tiyatrosu” projesi,hayatlarına yeni açılımlar, yeni ufuklar sunarak yaratıcılıklarının gelişmesine katkıda bulunabilecek tiyatro sanatının çocuklarımız ile buluşturulmasını amaçlıyor. Onlara tiyatro salonlarında, en güzel anları, duyguları yaşatmayı hedefleyen proje bugüne kadarTürkiye’yi 8, KKTC’yi 6 kez dolaştı1.5 milyon çocuğutiyatrolarda misafir eden “Eti Çocuk Tiyatrosu” Hakkari’den Edirne’ye, Lefkoşa’dan Üsküp’e yüz binlerce çocuğa tiyatro sevgisi aşılıyor. 2.000′den fazla tiyatro gösterimi gerçekleştirilen projede, çocuk oyunlarının dünya klasikleri sergileniyor. Türkiye’de gidilmedik il, ilçe kalmadığını belirten proje yönetimi, gelecek yıllarda hedeflerinin tüm köylere ulaşmak olduğunu belirttiler. 
Aile İçi Şiddete Son
2004 yılında bugün olduğu gibi aile içi şiddet ülkemizin en büyük sorunlarından biriydi, fakat ana akım medyada bu sorun günümüzdeki kadar öne çıkmış değildi. Veya hükümet bu sorunla ilgili olarak, bugün atılan pek çok adımı atmamıştı. “Aile İçi Şiddete Son” projesi işte böyle bir dönemde kimsenin ağzına alamadığı bu büyük sorunu çözmek için yola çıktı. Sorun çok karmaşık ve sadece bir KSS projesi ile başa çıkılacak gibi değildi. Fakat projenin en büyük amacı da bu sorunun çözümü için farkındalık ve kamuoyu oluşturulmasıydı.Başarıldı ve sonunda hükümet, sivil toplum örgütleri ve diğer medya organları sorunun üzerine gitmeye karar verdiler. Kamuoyu oluşturulmasının dışında da, 9 yılda 13.500 mağdura destek verildi ve 1.500′den fazla mağdur güvenli yerlere yerleştirildiler. Türkiye’nin kanayan yarası olan aile içi şiddetin çözümüne önemli katkılar veren bu projenin daha sunabileceği pek çok katkı mevcut.
 Sokakta İlk Adımlar
Renault KSS projesini özellikle kendi alanında seçmiş ve yine Türkiye’nin önemli problemlerinden biri olan trafik kazalarını azaltmak için çocukların bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünmüş. Bu sebeple “Sokakta İlk Adımlar” isimli projenin startı 2002 yılındaverilmiş. Proje için oluşturulan kurumsal iletişim ekibi, toplamda 81 bin 836 km yol kat etmiş ve 1.200.000′den fazla öğrenciyi yol güvenliği eğitimleri ile buluşturmuş. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, projenin en az üçte ikilik bölümünde kendisinin hep aktif olarak rol aldığını ve bunun başarılarında önemli bir etken olduğunu belirtti. Kendisi de gönüllü trafik müfettişi olan Aybar, projeyi bir lider olarak da gönül verdiği bir davanın çözümünde çok önemli görmüş ve her anında katkı yaparak, bugünlere gelmesini sağlamış. İkinci on yılda hedeflerinin 5.000.000 çocuğa ulaşmak olduğunu belirten Aybar, yol güvenliği eğitimleri ile çocukların bu konuda daha bilinçli halde yetiştiklerini söyledi.
 Meslek Lisesi, Memleket Meselesi
Türkiye özellike son yıllarda nitelikli ara eleman problemi ile karşı karşıya. Bunun en büyük nedeninin ise meslek liselerinin 80′li yıllardan sonra önlerinin kesilmesi ve popülerliklerinin düşmesidir. Bu sorunun farkında olan ve Türkiye’de belki de ara eleman sıkıntısı çeken grupların başında gelen Koç TopluluğuMEB’in başlattığı “Mesleki-Tekniki Eğitimi Özendirme Programı” çerçevesinde “Meslek Lisesi, Memleket Meselesi” kampanyasını başlatır. Kampanyanın hedefi, olanakları kısıtlı başarılı ilköğretim öğrencilerinin sanayi, bilişim ve hizmet sektörlerine eleman yetiştiren meslek liselerine girmelerinin burslar ile desteklenmesi ve ek olarak sunulan staj olanakları ile bilgi, beceri ve yeterliliklerinin artırılarak, ekonominin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik elemanların yetiştirilmesidir. Projenin startının verildiği 2006 yılından bu yana, 8.1118 öğrenci program dahilinde burs alıyor ve mesleki eğitimlerine devam ediyorlar. Bu öğrencilerin %80′ine staj olanağı sağlanmış durumda. Özellikle Koç Topluluğu,son 3 yılda projenin sadece kendileri ile sınırlı kalmaması için uğraş veriyor ve uyguladıkları modeli diğer şirketlere yaymaya çabalıyor. Bu sayede meslek liselerine verilen desteğin artmasını bekleyen topluluk, öğrencilerin meslek liselerini tercih etme oranlarını artırmayı hedefliyor.



www.pazarlamasyon.com 

En İyi Sosyal Farkındalık Projeleri


1. İşkence mağdurları da yalnızca senin benim gibi insanlar!

www.boredpanda.com
İşkenceyi önlemeye yönelik çalışmalar yürüten bir organizasyonun kampanyası.

2. Bu şiddete bir son ver: Alkollüyken araç kullanma!

www.boredpanda.com

3. Erken Final: "Eğer sigara içiyorsan, senin hikayen olması gerekenden %15 daha kısa sürecek"

www.boredpanda.com

4. Vahşi Yaşamı Koruma Vakfı: Korkunç & Daha Korkunç

www.boredpanda.com

5. "Derinizin rengi, geleceğinizi belirlememeli!"

www.boredpanda.com
www.boredpanda.com

6. Çevirdiğiniz her sayfayla birlikte ağaç kıyımı devam ediyor

www.boredpanda.com

7. Nefret Etme!

www.boredpanda.com
www.boredpanda.com

8. Elm Grove Polisi: Daha yavaş daha iyidir...

www.boredpanda.com

9. Az Kağıt Havlu Çok Dünya...

www.boredpanda.com
Kağıttan tasarruf et, dünyayı koru temalı bir vahşi yaşamı koruma vakfı çalışması.

10. Hava kirliliği yılda 60.000 kişinin ölümüne sebep oluyor

www.boredpanda.com

11. Beğenmek yardımcı olmuyor. Gönüllü ol. Bir hayatı değiştir

www.boredpanda.com
www.boredpanda.com

12. Siz toplamazsanız onlar toplayacak!

www.boredpanda.com

13. Sigara içerken seni böyle görüyoruz

www.boredpanda.com

14. Hayvanlara işkenceyi önleme ligi: Bu futbol değil!

www.boredpanda.com

15. Araç Kullanırken Telefonla Konuşma!

www.boredpanda.com
www.boredpanda.com

16. Burada olmuyor, ama şu anda oluyor

www.boredpanda.com
Çocuk Askerler konusuna dikkat çeken bir kampanya.

17. Sansür, size yanlış hikaye anlatır

www.boredpanda.com

18. Her iki tarafı da düşünün!

www.boredpanda.com
Araç kullanırken dikkat dağıtıcı şeylerden uzak durmamız konusunda uyaran reklam kampanyası

19. Her 60 saniyede bir tür yok oluyor: Kaybedecek zamanımız yok!

www.boredpanda.com

20. Pedofil nerede?

www.boredpanda.com
Çocuk tacizlerine ve istismarına yönelik sosyal kampanya. "Where is Waldo?" oyunundan esinlenilmiş.
www.boredpanda.com

21. Sapıklar çocuğunuzun akıllı telefonuna saklanabilir

www.boredpanda.com

22. Sigara içmek erken yaşlanmaya sebep olur

www.boredpanda.com

23. Siz bir eskiz değilsiniz: Anoreksiye dur de!

www.boredpanda.com

24. İhmal edilen çocuklar kendilerini görünmez hissediyor: Çocuk istismarına şimdi dur de!

www.boredpanda.com

25. Naylon poşet öldürür!

www.boredpanda.com

26. Ne ekersen onu biçersin: Denizi temiz tut!

www.boredpanda.com
www.boredpanda.com

27. Yakın takip buna değmez: TIR'lara çok yakın seyretme!

www.boredpanda.com

28. Bir ton balığı gördüğünde, aklına Pandaları getir!

www.boredpanda.com

29. Uykusuzluk senden güçlüdür: Uykuluyken araç kullanma

www.boredpanda.com

30. Aç insanlara yardım etmenin ne kadar kolay olduğunu gör!

www.boredpanda.com

31. Kansere siz sebep oluyorsunuz!

www.boredpanda.com

32. Ormanların ve dolayısıyla soluduğumuz havanın yok edilmesi: Geç olmadan...

www.boredpanda.com

33. Evsizler için her gün ayrı bir mücadeledir

www.boredpanda.com

34. Lütfen alkol alırken kontrolünüzü kaybetmeyiniz!

www.boredpanda.com

35. Fotoğraftaki çocuklardan biri, kendilerini korumak için Amerika'da yasaklanmış bir şeyi tutuyor: Bil bakalım hangisi?

www.boredpanda.com
www.boredpanda.com

36. Meme kanseri farkındalık yaratma sütyeni

www.boredpanda.com

Ne ekersen onu biçersin: Irak savaşını durdur!

www.boredpanda.com
www.boredpanda.com

37. BM Kadın: Otomatik tamamlama kadın algısı konusunda fikir veriyor

www.boredpanda.com
-kadın evinde oturmalı
-kadın yerini bilmeli
-kadın kontrol altında tutulmalı
-kadın disipline edilmeli
www.boredpanda.com
-kadın evde oturmalı
-kadın köle olmalı
-kadın mutfakta olmalı
-kadın dini konularda konuşmamalı

38. Egzotik hayvanlarla ilgili hediyelik eşya satın alma!

www.boredpanda.com

39. Aynı ev hayvanı, farklı sahip

www.boredpanda.com
Hayvan istismarına yönelik bir kampanyadan.
www.boredpanda.com

40. Bağla, hayata bağlan

www.boredpanda.com